Sanat Terimleri

A

Atölye


Sanatçının eserlerini meydana getirdiği mekan.




Afiş


Resimli duvar ilanı




Akademi


Sanat çalışmalarının yapıldığı yüksek okul




Akrilik Boya


Suyla inceltilen kapatıcı boyalardır. Yağlıboyanın sunduğu bütün renk tonlarını ve çeşitlerini sunarlar.Son yıllarda resim sevenlerce çokça tutulan bir boyadır.Tuval üzerine, kağıt üzerine çalışılabilinir.




Akım


Farklı sanat görüşleri




Anatomi


Canlıların vücut yapısı. Resmini yaptığımız canlı ile ilgili anatomik bilgimiz olursa, resmi daha kolay ve doğru olarak yaparız




Altın kesim


Bütünle parça arasındaki en uygun oran. Büyük parçanın küçük parçaya bölümü, büyük parçanın tüme bölümüne eşittir. Bu işlem sonucunda çıkan sayıya altın kesim denir




Altın Sayılar


Altın kesim oranına göre bulunan sayılar.1,2,3,5,8 …son iki sayı toplanarak devam eder




Amblem


Bir şeyi temsil eden sembolik yazı, resim




Antik


Eski yunan ve Roma uygarlıklarına denir, bazen eski eserlerle ilgili olarak da kullanılır




Arkaik


Bir şeyin ilk dönemi




Armoni


Uyum, ahenk




Akademik


Belli kuralları olan, akademi eğitimine bağlı




Ana Renk


Güneş ışığı içinde bulunan 3 temel renk.Sarı, kırmızı, mavi üç ana renktir




Ara Renkler


Ana renklerin birbiriyle karışımıyla meydana gelen renkler. Renk konusunda daha geniş bir bilgi için tıklayınız




AÇIK KOMPOZİSYON


Resim düzlemi üzerinde betimlenen gerçekliğin, gerçekte resmin sınırları dışında da sürüp giden doğal gerçekliğin bir parçası olduğu izlenimini verecek şekilde kompoze edilmesi. Kapalı kompozisyonun tam karşıtı bir sanatsal davranış biçimidir. Açık kompozisyon, asıl gerçekliğin tüm öğelerini resim düzlemi içine sığdırmayı amaçlamaz. Tersine, böyle bir çabanın olanaksız olduğunu varsayar. Açık kompozisyon doğadaki gerçeklik düzleminin bir kesimini içeren bir çerçeve gibi de düşünülebilir. Rönesans’ın aksine, Barok açık kompozisyonu yeğlemiştir.




AKADEMİZM


Akademizm sözcüğü, bir sanat dalında her türden yeni atılımı yadsıyarak, değişmez olduğu varsayılan onaylanmış, standartlaşmış ilke ve kurallara uygun olarak çalışmak anlamında kullanılır.




ALLEGORİ


Bir öykü, bir düşünce ya da kavramın figüratif bir simge halinde betimlenişi.




ALTIN ORAN –GOLDEN SECTİON–


“Altın Bölüm” ya da “Altın Kesit” de denilmektedir. Herhangi bir geometrik biçimde, varlığı estetik bir üstünlük sayılan orandır. Parçalar arasındaki orantıda, küçük parçanın büyük parçaya oranı, büyük parçanın bütün parçaya oranına eşittir. Matematiksel olarak; a/b= b/ (a/b) biçiminde ifade edilir. Parçalar arasındaki oranın değeri olan her zaman 1.618 ya da ykş. 3/5, “altın sayı” adını alır. Kara kalem de 1,618 Altın Oran geometrik olarak, iki kareden oluşan bir dikdörtgenin köşegeni aracılığıyla kurulur. Antik Çağ’dan bu yana matematikçilere ve sanat kuramcılarına konu olan Altın Oran, bu adı 19.yy’ da almıştır. Eski Yunanlıların kısaca bölüm olarak adlandırdıkları bu orana İtalyan matematikçi Luca Pacioli divina proportine; LEONARDO DA VINCI ise sectio aurea adını vermiştir. Altın Oran’ın aritmetik, cebir ve geometri özellikleri taşımasının yanı sıra, doğada, müzikte ve insan vücudunun organları arasında var olan çeşitli oranlarla da yakın ilişkisi bulunduğu, bütün öteki oranlara üstünlüğününse çeşitlilik içinde birlik özelliğinden kaynaklandığı öne sürülür. Bazı kaynaklara göre, insanlar Altın Oran’ a yaklaşan orantıları daha çok beğenmektedir.




AMORF


BİÇİM’ i belirli bir düzene uymayan. Tanımlanması zor, düzensiz biçimlerde bulunan mineral, madde ya da nesneler için kullanmak.




AMULET


Kötülükleri uzaklaştırdığına, uğur getirdiğine, hastalıkları iyileştirdiğine ve özel güçlere sahip olduğuna inanılan , doğal ya da insan eliyle yapılmış nesne; bir tür nazarlık ya da muska. Üstte taşınabildiği gibi çeşitli yerlerde de saklanabilir. Değerli taşlar, metaller, hayvan dişleri ve pençeleri gibi pek çok nesne amulet olarak kullanılmıştır. Amuletin kökeni Eski Mısır’a dayanır. Mısırlılar kendilerini kötü günlerden, düşmanlardan ve tehlikelerden korumak için SKARABE, engerek başı, sembolik gözler ve kartuş gibi amuletler kullanmıştır. Pek çok uygarlıkta da hematit, yeşim, ametis, lapis lazuli ve kantaşı gibi taşların kendilerine özgü koruyucu güçleri olduğuna inanılmıştır. Bir inanışa göre mercen, şeytanın evlerdeki kötü etkisini uzaklaştırma gücüne sahiptir. Hıristiyanlıkta encolpia denen amulet, haçlar, aziz kemikleri vb.




ANKOSTİK RESİM


Eriyik halde balmumu Bağlayıcılar ile PİGMENTLERİN karışımın dan elde edilmiş boyalarla yapılan RESİM türüdür. Romalı bilgin ve yazar Yaşlı Pilinus’ a (MS 23-79) göre, mermer üstüne yapılan ankostik resimde pigmentler balmumuyla, fildişi üstüne yapılanlarda da (cerostrotum/ cestrotum) bitkisel kökenli saydam zamkla karıştırılıyor, cestrum ya da viriculum adı verilen bir tür SPATULA ile zemine yayılıyordu. Cestrum’ un bir ucu sivri olduğundan fildişi üstüne ince çizgiler de çizilebiliyordu. Cauterium olarak bilinen ve ısıtılarak uygulanan yuvarlak uçlu bir aletle, boyalı zemin üstündeki spatula ve fırça izleri gideriliyordu. Antik Çağ’daki belli başlı resim tekniklerinden biri olan ankostik resim, MÖ 4. yy’ da YUNAN sanatçı Pausias tarafından yetkinleştirilmişti. Günümüze ulaşan en önemli örnekler, MISIR’ da el- Feyyum Vahası’nda ROMA dönemine ait mezarlarda bulunan Feyyum Portreleri’dir (2. yy). Ankostik tekniği erken Hıristiyan Sanatında da ( GEÇ ANTİK) kullanılmış, ancak 8. ve 9. yy’larda unutulmuştur. 19. yy’ da Fransız koleksiyoncu Kont Caylus’ un (1692- 1765) araştırmaları aracılığıyla canlandırılmak istenmişse de başarılı olunamamıştır. 19. yy’ da Fransa ve İngiltere’ de çeşitli karışımlar denenmiş, alman Ressam Julius Schnorr von Carolsfeld (1794-1872) orijinale en yakın karışımı uygulamıştır. Günümüzde yaygın olmamakla birlikte balmumu ve reçine bağlayıcılı bir karışım kullanılmaktadır.




ATMOSFER


Sanat yapıtının izleyici üzerinde bıraktığı etki, nedeni olduğu ruh halidir





B

Barok resim


Rönesans sanatına tepki olarak ortaya çıkan sanat akımı. Hareketlilik, gölge ışık farlılıkları belirli özelliklerinden




Baskı resmi (sanat grafiği)


Bir resmin,motifin kalıplar kullanılarak çalışıldığı çoğaltma teknikleri. Kalıp olarak kullanılan maddelere göre isim alır. (Fırça, iplik, yaprak, şablon, Linolyum, ağaç, gravür, taş, ipek baskı gibi)




Bezir Yağı


Keten tohumundan çıkarılan yağ,yağlıboya yapımında veya inceltici olarak kullanılır. Çiğ ve kaynamış olarak kullanılır




Büst


Başı ve belden yukarı kısmı konu alan heykel çalışması




BAKIŞ AÇISI


Sanatçının bir konuyu resmetmek için baktığı varsayılan noktalar.




BİÇİM


Bir nesnenin görme ya da dokunma duyuları ile algılanmasını sağlayan kendine özgü gerçekliği.




BİÇİM BOZMA


Özellikle güzel sanatlarda, fotoğrafta ve dansta verilerini doğadan alan ve belirli normların ya da normal (olağan) biçimlerin bulunduğu kabul edilen görüntülerde biçimi abartarak sunma, ” normal” in göstergelerini tümüyle yok etmeden değiştirme. Biçim bozmada amaç, daha güçlü bir etki yaratmak ya da güçlü bir anlatım sağlamaktır. DIŞAVURUMCULUK ya da GOTİK sanat gibi duygu ve anlatımın vurgulandığı, izleyiciyle iletişimin etkili olmasının amaçlandığı sanat türlerinde biçim bozma yoğun olarak kullanılmıştır. Öte yandan özellikle 20. yy. serbest yaklaşımı içinde Picasso ya da H. Moore gibi birçok sanatçı biçim olanaklarını artırmak için, kaynakları doğa olsa bile biçim bozmayı bir araç olarak kullanmışlardır.




BİYOMORFİK BİÇİM


Soyut sanatta geometrik biçimlerden çok bitki ya da hayvan biçimlerini anımsatan eğrisel dış çizgilerle oluşturulmuş biçimler. En tipik örnekleri Arp’ın resimlerinde görülür.




BİRLİK


Resimde tüm öğelerin koordinasyonu ile asıl temanın, amacın vurgulanacağı bir birlik yaratılması.




BOYUT


1. Bir nesnenin uzunluk ölçüsüyle ifade edilebilen büyüklüğü. 2. Sanat yapıtında boyut kavramı, onun algılayıcıyla olan ilişkisini anlatmaktadır. Örneğin, resim sanatı iki boyutludur. Resmin betimlediği obje yüzeysel olmasa bile, sanat ürünü onu iki boyutlu bir yüzey üzerinde sunmakta ve izleyicide onu iki boyutlu algılamaktadır. Buna karşılık, heykel üç boyutlu bir sanat yapıtıdır. Mimari ürün ise dört boyutlu sayılmaktadır. Çünkü mimari ürünü kullanan kişi onu yalnızca eni, boyu ve derinliği bulunan bir obje olarak değil, içinde eylemde bulunulan bir yapıt olarak algılamaktadır. Kişinin yapıt içindeki ya da dışındaki sürekli devingenliği onu tek bir noktadan algılanan diğer sanat ürünlerinden ayırmaktadır. Mimari mekân zaman içinde değişen konuma göre, farklı sanatsal yaşantılar edinilmesini sağlar. O halde, en, boy ve derinlik boyutlarına ek olarak mimari yapıtta bir de zaman boyutu söz konusudur.





C-Ç

CHIAROSCURO


Yağlıboya resminde keskin karşıtlıklar yaratacak biçimde düzenlenmiş ışık-gölge dağılımı. İlk kez İtalyan ressamı Correggio tarafından 16. yüzyılın başında kullanıldı. Caravaggio ve izleyicileri bu tekniği geliştirdiler. Georges de la Tour bu alanda ilginç örnekler verdi. Rembrandt ise, en büyük chiaroscuro ustası sayılır.




ÇEŞİTLİLİK


Resimdeki ana temanın birliğinin çerçevesi içerisinde canlı ve zengin bir çeşitliliğin de elde edilebilmesi resmin albenisini arttıran önemli bir unsurdur.




ÇİZGİ


Nokta olarak başlarlar ve her yönde “düz, kıvrımlı, kırık, kalın/ince, koyu/açık” olabilirler. Bir doğru parçasının görsel simetrisidir. / Kalın bir fırçayla bir yüzey üzerine vurulacak uzun bir boya darbesi / Birden fazla noktanın bir araya gelmesiyle oluşan bir bütünlük.




ÇİZGİSEL


1. Bir yüzey üzerinde bir çizgi doğrultusunda yapılmış ya da düzenlenmiş betileri ve ya öğeleri niteler. 2. ince kontur çizgileriyle oluşturulmuş betileri ve bu tür betileri içeren resimsel yapıtları niteler.




ÇİZGİSEL KOMPOZİSYON


KOMPOZİSYON: Hareket eden bir noktanın yüzeyde bıraktığı iz olarak tanımlanabilecek olan çizginin, kompozisyonda üstlendiği, alanı ortaya çıkaran hareketi ifade etmek ya da dokuyu vermek, dengeyi sağlamak gibi rollerin başat olduğu türdeki kompozisyonlar “çizgisel kompozisyonlar” olarak tanımlanmaktadır.
Sanatın ilk adımlarının, Lascaux(lascauks) mağarasın da olduğu gibi, çizgiyle atıldığı ve çizginin özellikle perspektif kurallarının henüz yeterince bilinmediği Rönesans öncesinde önemli olduğu bilinir. Barok dönemde ışık-gölge kullanımının devreye girişiyle çizgisellik ışığın imkân verdiği ölçüde kullanılır. Bu dönemde konturlar, çizgisel kompozisyonlarda olduğu gibi belirgin olmaz. 19. yy’da Neo-klasik dönemde yeniden önem kazanan çizgi ve çizgisel kompozisyon Romantizm ile birlikte nerdeyse kaybolmuştur. Empresyonistler tarafından da tamamen kaldırılmıştır. Sanatçıların bireysel çıkışlar yaptığı 20. yy’da ise Henri Rosseau, Paul Klee gibi sanatçılar tarafından kendi belirledikleri amaçlar doğrultusunda kullanılmıştır.





D

Desen


Çizgilerle yapılan resim , renk kaygısı duyulmadan yapılan çalışmalar




Deformasyon


Konunun özelliğini bozmadan bazı kısımların abartılması




Dekor


Süs, tiyatroda oyun oynanırken arka plandaki kompozisyon




Dekoratif


Süslü, süsleyici




Detay


Ayrıntı, bir bütünün parçaları




Denge


Bir sanat çalışmasında parçalar arasındaki uyum




Deformasyon


Konunun özelliğini bozmadan abartma




DOKU


Bir sanat yapıtının yapısal özelliğine bağlı yüzeyinin görünümü ve/veya hissedilmesi ki düz ve/veya parlaktan kaba ve/veya mata kadar çeşitlenebilir.




DEĞER


Bir nesnenin maddi ya da parasal karşılığı, değişim ortamı ya da benzeri bir standarda göre tahmin edilebilen miktar; ayrıca, nesnenin gerçek ya da olması gereken kıymetine, yaralıklarına ya da önemine göre göreceli statüsü. Felsefe, hukuk, işletme, matematik, dilbilim, psikolinguistik, resim, müzik, sibernetik, televizyon gibi alanlarda “değer” sözcüğü değişik anlamlar taşımakta ve farklı tanımlanmaktadır. Felsefenin bir dalı olan “aksiyoloji”, değerlerin estetikte, dinde, ahlakta ve metafiziksel alandaki tip ve nitelikleriyle ilgilenmektedir. Değer kuramıysa kıymetleri önem sırasına göre ayırıp sınıflandıran bir görüştür. Değerlerin nicel olarak ölçülebilme durumuna göre nesnel ve öznel değerlerden söz edilmektedir. Sanat ve mimarlık alanında mimari bir yapıya, bir sanat nesnesine ya da endüstri ürününe ilişkin iki tür değer tanımlanmaktadır. : Kullanıcının gereksinimini karşılamaya yönelik ürünün faydasıyla tanımlanan “kullanım değeri” ve mimarlık ya da sanat ürününün özellikle pazarlama ürünü olarak ortaya çıkmasıyla belirlenen “değişim değeri”. Kullanım değerine ilişkin değer yargıları kişiden kişiye, gruptan gruba değişebilmektedir. Örneğin bir sanat nesnesinin estetik değerinden söz edildiğinde, o ürünü oluşturan bileşenlerin kompozisyonu, boyutları, ölçeği, rengi, dokusu, uyumu vb. Sanat ve estetik kavramıyla ifade edilen, öznel nitelikli göreceli kıymeti anlaşılmalıdır. Bir mimarlık ürününün ön kullanım değeriyse o ürünün performansı yani kullanım sırasında ortaya çıkan fiziksel, psikolojik, örgütsel, estetik vb. gereksinmelere yanıt verebilme durumuyla tanımlanabilmektedir. Ayrıca herhangi bir ürünün bir meta olarak ekonomik değerinden (değişim değeri) söz edilebilir.




DEKALKOMANİ


1930′larda Oscar Dominguez’ in (1906-58) Gerçeküstücülük akımının Otomatizm kavramından yola çıkarak oluşturduğu teknik. Bu teknikte boya kalın bir fırçayla ince bir kâğıdın üstüne sıçratılır ve kurumadan ikinci bir kâğıtla yavaşça sürtülerek gelişigüzel dağılması sağlanır. Daha sonraları Ernst tarafından yağlıboyaya uygulanan bu tekniğin en önemli özelliği, yapıtın ön tasarımsız oluşturulmasıdır.




DEKOLAJ


Duvarlara üst üste yapıştırılmış afiş ya da benzerlerinden koparılan parçalarla yapılmış bir tür kolâj (kesyap). İlk kez 1950′lerde Alman sanatçı Wolf Vostell (d. 1932) bu türde çalışmalar yapmış, ayrıca Fransa’da afişçiler de bu tekniği uygulamıştır.




DENGE


Balans / Resimde kompozisyonu meydana getiren resim ve kompozisyon elemanlarının, resim alanında oluşturduğu görsel ağırlık etkileri ve bunların birbirleri ile ilişkisi, ağırlık uyumu. Dengenin sanatta nasıl kullanıldığı tahterevalliyi modeli ile kolayca anlayabilirsiniz. Aynı kilodaki iki kişi “simetrik” olarak oturduklarında oluşan denge, farklı kilolardaki kişilerle de “asimetrik” oturmalarla sağlanabilir; bu ikinci hal “dinamik denge” olarak da nitelendirilebilir




DERECELENDİRME


Tonlarla, taramalarla vb. ile dereceli etkilerin yaratılması.




DERİNLİK


Resimde oluşturulan planlar ile elde edilen derinlik duygusu veya yanılsaması.




DETRAMP


Kuru sıva üzerine zamklı boya ile yapılan duvar resmi.




DEVİNİM


Resim sanatında resim düzlemi üzerinde yer alan betilerin yoğunlaşıp seyrelmesinden ve pozlarından kaynaklanan durağan dengenin bilinçli biçimde bozulması etkisi.




DIŞ SINIR (KONTUR)


Bir biçimin veya hacmin dış çizgisi veya en dış kenarı (‘siluet’i).




DİMETRİ


Aksonometrik perspektifin bir türü. Üzerinde çizimi yapılacak nesnenin en, boy ve yükseklik ölçülerinin alındığı eksenler, simetride birbirleriyle izometridekinin aksine eşit açılar yapmazlar. Dolayısıyla, nesnenin iki boyutunun ölçüleri aynı oranda küçültülerek çizilirken, üçüncü boyutu bunlardan farklı oranda küçültülür




DÜZLEM


Mekânın iki boyutlu, düşey ya da yatay bir uzantısı. Mimari kompozisyonlarda somut değeri olsa da, resimde mekân ve hareket yanılsamasının ön koşuludur. Heykelde ise çok yalın geometrik biçimler dışında düzlem çokça ilgilenilen bir öğe değildir. Resimde tuvalin yüzeyi resimdeki mekânın en yakın boyutu olarak hissedilmekle birlikte, bu yüzeyin alt bölümü izleyiciye en yakın, en üstüyse en uzak mekânı içeren bir yer düzlemi olarak da yanılsanır. Derinlik yanılsamasını amaçlayan kompozisyonlar ön plan, orta plan, arka plan anlatımları bunları algılatan farklı derinlik düzlemlerinin vurgulanmasıyla oluşturulur.





E

Egzotik


Uzak,yabancı,yabancı ülkelerle ilgili




Egzotizm


Yabancı ülkelerin sanatlarına duyulan hayranlık




Enteriyör


Bina içi, oda içi resmi




Eskiz


Resme başlamadan önce yapılan hazırlık çalışması , desen çalışmalarının hızlı çalışılmışı da diyebiliriz. Özellikle hareketli çalışmalarda gereken bir uygulamadır




Estetik


Güzeli inceliyen, güzel nedir’e cevap arayan bilim dalı. Göze hoş gelen olarak da kullanılır




EKLEKTİSİZM


Farklı sanatsal dizgelerden alınan öğelerin yeni bir dizge içinde yeniden kullanılması eylemi. Sanatta farklı çağ ve üsluplardan seçilip devşirilen öğelerin yeni bir tasarım ya da ürün oluşturmak için ele alınması olgusunu ifade eder. Bu durum 19. yüzyılda çok yaygın biçimde görülür. Bununla birlikte, eklektisizm bir üslup değil, bir davranış biçimi olarak değerlendirilmelidir. Ancak, farklı eklektisist üsluplardan söz edilebilir. Bu üslupların hepsinde davranış biçimi ortak olduğu halde, biçim malzemesinin devşirildiği çağ ya da üslup ve bunların yeniden düzgeleştirilişi farklıdır.




EKORŞE


İnsan ya da hayvan figürünü, kas yapısını göstermek amacıyla derisi yüzülmüş olarak betimleyen anatomik çizim. 15.yy’da Batılı sanatçıların anatomiye ilgilerinin artmasıyla atölyelerde, bu türden yapma modeller kullanma geleneği yerleşmişti. Özellikle Leonardo Da Vinci gibi birçok sanatçı böyle modellerden çizim yapmıştır. Ekorşe figür çalışmalarının en önemli örneği, George Stubbs’ın (1724-1806) Anatomy of the Horse (1766; Atın Anatomisi) adlı aside yedirme baskı dizisidir. Stubbs bu çalışması için yaklaşık 10 yıl boyunca hayvan kadavralarını incelemiş ve 18 ay da çizim yapmıştır. Özgün çizimleri bugün Londra Kraliyet Akademisinde bulunan bu dizi, özellikle veterinerler ve hayvan ressamları arasında gerçeğe uygunluğuyla ün yapmıştır. 20.yy’da Paris Okulu’ndan Soutıne, Derisi Yüzülmüş Öküz (1920, Grenoble Müzesi) adlı resminde olduğu gibi bazı yapıtlarında ekorşe figürler kullanmıştır.




EKSENSEL


Bir eksen doğrultusunda ya da bir eksene göre oluşturulmuş kompozisyonları nitelemek için kullanılır. Örneğin, Rönesans resimleri eksensel bir düzen gösterir.





F

Fantastik


Hayali




Fovizm


Renkleri tüpünden çıktığı gibi bütün saflığı ve parlaklığı ile kullanan resim akımı. Şekilleri kendilerine göre bozmuşlar, perspektifi uygulamamışlardır




Figür resmi


Boydan yapılan resimler




Fon


Resimde ana konunun arkasındaki boşluk




Form


Bir şeyin şekli,biçim




Fresko


Yaş sıva üzerine yapılan duvar resmi




FİGÜRATİF SANAT


Resim ve heykel sanatlarında, yalnızca gerçek varlık ve nesnelere gönderme yapan betileri kullanan sanat anlayışı. Soyut ya da nonfigüratif sanata karşıt bir yönelimdir.




FROTAJ


Otomatizm doğrultusunda çalışan Gerçeküstücü sanatçıların uyguladığı “sürtme” tekniği. Ernst tarafından geliştirilen bu teknikte ahşap, taş ya da dokuma gibi dokulu bir yüzey üstüne yerleştirilen kâğıda siyah ya da renkli bir malzeme sürtülerek dokunun kâğıda geçmesi sağlanır. Böyle elde edilen rastlantısal desenler resimsel tasarımın temelini oluşturur. Türkçede “sürtme” ya da “ovalama” terimleriyle de karşılanır




FÜTÜRİZM


Zamana bağlı çeşitli durumlar ile çeşitli yaşantıları birleştiren görüş.





G-Ğ

Galeri


Sanat eserlerinin sergilendiği salon ve/veya salonlar




Guaj boya


Su ile inceltilen kapatıcı boyalardır. Yağlıboya çalışmalarına geçmeden önce hazırlık olabilir. Bir çok zemine çalışılabilinir. Kağıda çalışırken kağıdın boya tabakasını taşıyacak cisten olmasına dikkat edilmelidir




GEÇİŞ


Yan yana gelen biçimlerin farklı nitelikleri arasında uyum ve algı sürekliliğini sağlayan geçiş ya da uyarlama için kullanılan terim; özellikle klasik kompozisyonlarda bütünlüğü bozmamak için önemlidir.




GÖLGE-IŞIK IŞIK DÜZENİ YA DA DAĞILIMI


Yalnızca batı resim sanatına özgü bir kavram olan “gölge-ışık düzeni”, sanatsal gerçekliğin yeniden üretilmesi için gerekli olan bir yanılsama tekniğidir. Resimsel yapıtın içerdiği tüm betiler, bu teknik sayesinde bir kısmı gölgeli, diğer kesimleri ise aydınlıkmış izlenimi verecek biçimde betimlenirler. Böylelikle, bir yüzey sanatı olan resmin üç boyutlu nesneleri ifade etmekteki yetersizliği bir ölçüde giderilmek istenmiştir. Gölge-ışık düzeni Batı sanatının çeşitli dönemlerinde farklı bir tutumla gerçekleştirilmiştir. Örneğin, Rönesans resimlerinde betiler tek ve noktasal bir ışık kaynağından aydınlatılmış nitelikte betimledikleri halde, Barok’ta hemen hemen her beti ayrı ışık kaynaklarından aydınlanmış gibi resmedilmiştir. İzlenimci resmin ortaya çıkışı sonrasında gölge-ışık düzeni bütünüyle kullanım alanından çekilir ve Modern Sanat’ta hiç görülmez. Son yıllar Yeni Gerçekçilik gibi bazı figüratif akımlar bu tekniği yeniden gündeme getirmeyi denemektedirler.





H

HACİM (FORM)


Heykel gibi, mekânda yer işgal eden bir kütleye veya hacme dairdir. Bu yanılsamayı sağlayabilmek için sanatçılar modele etme veya tarama gibi teknikler kullanırlar.




HAREKET (DİNAMİZM)


Enerjisi veya gücü var gibi görünen, resimlerin devinim halinde olduğu izlenimi veren yanları. Bu devinim aslında gerçekte yoktur; ancak öznelerin akla getirdiği gayretkeş eylemlerin yarattığı yanılsamadır.




HAVA PERSPEKTİFİ


“Atmosferik Perspektif” olarak da bilinir. Resim sanatında fon farklılıklarıyla yaratılan derinlik yanılsaması. Uzaktaki nesnelerin havanın etkisiyle daha açık tonla algılanması temeli üzerine kurulmuştur. Atmosferdeki nem, toz parçacıkları ve benzeri maddeler, ışığın saçılmasına neden olur. Bu saçılmanın derecesiyse renge, yani ışığın dalga boyuna bağlıdır. Kısa dalga boyuna sahip olan mavi en fazla saçılım yarattığından, renklerin uzaklaştıkça maviye çaldığı görülür. Uzun dalga boyuna sahip olan kırmızıysa en az saçılıma olanak tanıdığından, uzaktaki parlak nesnelerde mavinin azalmasına ve renklerin kırmızıya çalmasına neden olur. Bir terim olarak ilk kez Leonardo da Vinci tarafından kullanılmakla birlikte hava perspektifi Antik Çağ’dan beri bilinmektedir. ROMA döneminde Pompei’deki duvar resimlerinde kullanılmış, 8.yy’daysa ÇİN resimlerinde görülmüş ve en yetkin düzeyine Song dönemi manzara resimleriyle ulaşmıştır. Bütün Ortaçağ boyunca unutulan bu teknik, 15. yy’da Flaman ressamlarınca yağlıboya resimle birlikte yeniden kullanılmaya başlanmıştır. 16. yy’da Vinci’nin dışında bu teknikten yararlanan en önemli RÖNESANS ressamları CORREGGİO ve Tızıano’ydu. 17. yy’da Rubens, Claude Lorrain, Albert Cuyp ve Hobbema özellikle manzara resimlerinde hava perspektifini ustaca kullanmışlardır. Bu tekniği bütün olanaklarıyla doruk noktasına çıkaran sanatçıysa J.M.W.Turner olmuştur. Turner’in resimlerinde sonsuza uzanan mekân duygusu ve buğulu atmosfer, daha sonra Monet ve İzlenimcilik’in öbür temsilcileri tarafından da kullanılmıştır





I-İ

İmge


Gerçeğin zihinde biçimlenmesi,yansıması




İnceltici


Yağlıboya çalışmalarında boyayı belirli bir kıvama getirmek için kullandığımız yağlar, ( bezir, haşhaş gibi)




IŞIK – GÖLGE (CHİARASCURO)


Tek renkli resimlerde ton farklılıklarıyla elde edilen aydınlık ve karanlık alanları tanımlar. Resimden önce ağaç baskıda uygulanan ışık- gölge karşıtlığı figüre heykelsi bir görünüm kazandırır. Resim alanında önce Leonardo da Vinci’nin yapıtlarında uygulanmakla birlikte, Barok dönemde yaygınlık kazanır ve Romantik dönemde de yoğun duygusal etki yaratmak amacıyla kullanılır. Çizgisel bir kompozisyonda ışık genel anlamda kullanılırken, Leonardo sonrasında ve özellikle de Barok dönemde genellikle kompozisyonun bir köşesinden geldiği düşünülen diyagonal ışık kullanımı söz konusudur ve kompozisyonun ışıklı kısmı belirginlik kazanır. Böylelikle Barok resim bir tiyatro sahnesi kullanılan ışık da takip ışığı gibi algılanır. Işığın verdiği imkânlar çerçevesinde sınırlanan kontur çizgisinin eriyip arka fondaki gölgeli kısma geçmesi ışık- gölge kullanımına dayalı kompozisyonların tipik özelliğidir.




İDEALİZM


İdealizm en basit deyişle standartlaşmış biçim anlamına gelir. Sanat alanında maddesel bir nesneyi değil de, onun zihinsel kavramının tasarımını karşılayan sanat yapıtı, aslında bir ideanın tasarımıdır. Platon’ a göre idealar tek gerçekliklerdir ve sanatın gerçek işlevi de tek gerçeklikler olan bu ideal biçimlerin yansıtılmasıdır. Böylece mimesis ( öykünme, taklit) kuramı oluşur. Mimesis kuramının oranlara, klasik armoni kurallarına ve geometriye dayalı ilgisinin yüzyıllardır insan zihninde yer alması sanatçıları seçme yapmaya zorlamış ve mutlak güzellik anlayışına ulaşmak için ideal biçimler yaratılmıştır. İdeal sanatın kurucuları Yunanlı sanatçılardır. Yunan tanrı ve tanrıçalarında, Roma’ da imparatorluk tasvirlerinde, Rönesans’ ta genel figür anlayışı içerisinde kullanım bulan bu anlayıştan, modern dönemde de lider tasvirleri söz konusu olduğunda yararlanılmıştır.




İKONOGRAFİ


1. Dinsel içerikli sanat yapıtlarında dinsel olay ya da kişi ile ilgili tipleşmiş hatta bir ölçüde standartlaşmış biçim düzenlerini veya kalıplarını inceleyen bilimsel disiplin. 2. Simgesel dil.




İZOKEFALİ


Bir kompozisyonda tüm figürlerin boy ve önem farkı gözetilmeksizin başları aynı hizaya gelecek biçimde yerleştirilmesi. Özellikle Yunan sanatının Klasik Dönem kabartmaları için kullanılan bu terim, resim ve grafik sanatında da geçerlidir.





J

JANR-TÜR RESMİ


17. yy itibariyle burjuva kesiminin gündelik yaşamını gerçekçi bir biçimde betimleyen küçük boyutlu resimler için kullanılmaktadır. Tür resminin konusunu orta sınıfın ve de özellikle de köylülerin yaşamı oluşturur. 17. yy Hollanda’ sının Protestan kesiminde öne çıkan bu tür resimler, boyutları itibariyle burjuva kesiminin evlerine de girebilmiştir. Karşıt görüşler bulunmakla birlikte bu resimlerde Protestan ahlakının yüceltildiği ve resimlerin her birinin ahlaki çıkarımlar sağladığı bilinir.





K

Klasik


Ne kadar zaman geçerse geçsin Değerinden bir şey kaybetmeyen eserler




KOLÂJ


Dadacılarca yaratılmış bir resim tekniği. Elde mevcut her türlü basılı, çizili ya da foto grafik malzemenin bir yüzey üzerine yeni bir kompozisyon oluşturacak düzende yapıştırılmasıyla elde edilir. Böylelikle, kendileri sanatsal nitelikte olmayan çeşitli malzemeler, yalnızca yeni bir kompozisyon oluşturmak için kullanılmaları sayesinde bir sanat yapıtı meydana getirirler. Bu durumda sanatsal üretim süreci, sadece bir kompoze etme etkinliğine indirgenmiş olur.




Kontrast


Kelime anlamı zıttır. Kısa-uzun, koyu-açık, sıcak-soğuk gibi




KONTUR


Dış çizgi. Bir nesnenin dış hatları, sınırları anlamına gelen terim, nesnelerin siluetlerinin ya da kütle içindeki biçimlerinin çizgisel olarak belirlenmesine yarar.




KROKİ


Resim sanatında yalnızca çizgi ile yapılan ve ana hatları gösteren, ayrıntılara inmeyen taslak. Kroki bir yapıtın ön çalışması niteliğinde olabileceği gibi, böyle bir amaç gözetilmeden de yapılabilir. “Eskiz” sözcüğü ile yakın anlamlıdır. Mimarlıktaysa, daha çok, bir yapıyı çevresiyle birlikte gösteren ayrıntısız ve şematik bir plan anlamına gelir.




Kültür


Bir toplumun tüm yaşam tarzını ifade eder. Bir toplumun uygarlığı, eğitimi , üretimi ve sanatı o toplumun kültürüdür




KADRAJ


Her türlü resimsel düzenin çerçeve sınırlarının belirlenmesi işlemi. Özellikle fotoğraf sanatı ürünleri için kullanılır.




KAPALI KOMPOZİSYON


Resim sanatında bir yüzey üzerinde betimlenen tüm gerçekliğin kompozisyonun sınırları içinde bulunması durumu. Böyle bir kompozisyonda betinin tümü resim düzlemi içinde bulunmak zorundadır; sadece bir kesiminin resmedilmesi söz konusu olamaz. Doğal gerçeklik düzleminde betimlenmesi amaçlanan tüm nesneler düzenli bir “istif” içinde bakış açısı içinde yer almazlar. Kapalı kompozisyon bunları sanatsal gerçeklik düzleminde yeniden ürettiği zaman, hepsi bakış açımız içinde bulunuyormuşçasına betimler.
Kapalı kompozisyonun en belirgin örnekleriyle Rönesans sanatında karşılaşılır. Bu tür örnekler, resim düzlemi üzerinde betimlenenin dışında dışın da kalan dünyayla ilgili hiçbir ipucu vermezler. Buna karşılık, karşıt uç olan açık kompozisyonda ve onun en yoğun kullanıldığı Barok’ta, betiler doğadan alınmış bir kesitmişçesine kompoze edilir. Doğal gerçeklik kompozisyonu sınırlarının ötesinde de varlığını sürdürmektedir; resim bu izlenimi vermeyi amaçlar




KARŞITLIK


Resmin diğer tüm unsurları arasındaki karşıtlıklar resmin anlatım olanaklarının en önemli unsurlarından birisidir.




KARŞI SANAT


Dadacılarca öne sürülen bir terim. Her tür akademikleşmiş sanata karşı olan dada akımı yandaşlarınca günün geçerli tutucu eğilimlerini eleştiri amacıyla üretilen tüm yapıtları niteler. Bu eleştirel tutum bir pisuarın sanat yapıtı olarak sergilenmesine dek varmıştır. İster eklektisist ister modern doğrultuda olsun, sanatta yaratma sorunuyla ilgilenen tüm anlayışları yadsımıştır. Karşı-sanat yandaşları için bir biçim bulma ya da oluşturma kaygısı söz konusu değildir. Onlar biçimleri veya sanatsal öğeleri, ancak, çevrelerindeki nesneler arasından seçerler; ama kendileri bir üretime kalkışmazlar.




KITSCH


Özellikle 20. yy içinde üretilmiş çeşitli nesnelerde rastlanan zevksiz, kökeni belirsiz ve estetik değer taşımayan bir tasarım anlayışını nitelemek için kullanılan bir terim. Türkçede yakın anlamlı olarak “rüküş” sözcüğüyle karşılanabilir. Kitsch, grafikten endüstri tasarımına ve mimarlığa kadar uzanan geniş bir alanda estetik düzey düşüklüğünü nitelemek için kullanılır. Stuttgart’ta bu tür ürünleri sergilemek için bir de müze açılmıştır.




KOMPOZİSYON


Bir sanat yapıtında öğelerin düzenlenmesi – bir ölçüde iskelete benzetilebilir – vazgeçilemez ancak görünmez olan alt yapı.




KONSTRÜKSİYON


1. Bir yapıda taşıyıcı nitelikte olan ya da olmayan bütün imalatlar. Bir inşa etme eylemi sonucunda ortaya çıkan ve bir araya gelerek yapıyı oluşturan öğeler bütünü. 2. İnşa etme etkinliği. Yapım.




KONTRAPOSTO YA DA KONTRAPOST


Resim ve heykelde insan betisi resmedilir ya da heykeli yapılırken kullanılan klasik duruş (poz) biçimlerinden biri. Bu pozda ayakta duran kişi, kalçası ve bacaklarıyla gövdesinin üst kesimi hafifçe farklı yönlere dönük olarak betimlenir. Sözcüğün kökeni İtalyanca “contrapposto”dur.




KROMATİK


Sanat yapıtında “renkli” anlamında niteleyici olarak kullanılır.





L

Lavi


Tek rengin tonlarıyla yapılan resim.




Leke


Boyanın bıraktığı iz.




Lirik Soyutlama


Sanatçının iç dünyasındaki heyacanların dışa vurmasıdır. Görüntüler göründüğü gibi değil sanatçının iç dünyasında bıraktıkları etkileşime göre resmedilir. Lirik soyutlamada çoğunlukla doğadan yola çıkılır, bu insan, manzara , bir eşya olabilir. Bu konuda örnek ülkemizde çoktur: Arif Kaptan, Mustafa Ayaz , Abidin Dino gibi sismleri sayabiliriz.





M

Modern


Geleneksel olmayan, zamana uygun , çağda




Mirimitif


İlkel , yazının bulunuşundan önceki sanatlar




MODLE ETME


Resimde gölgeleri, gölgelemeyi ve ışıklı noktaları kullanarak biçimlerin gerçek oldukları ve hacme sahip oldukları yanılsamasını sağlama tekniği. Resim ve heykelde form verme işi.




MODELAJ


Kil ve bal mumu gibi şekillendirmeğe uygun gereçleri, özel tahta kalemleriyle ya da elle şekillendirme sanatı. Bu biçim heykel yapımında döküm ya da model için kullanılabileceği gibi, sanatsal bir ürün olarak da değerlendirilebilir. Terim; resim, çizim ve fotoğrafçılıkta ışık, ton karşıtlığı, renk ve perspektif denetimiyle iki boyutlu biçimlere gerçekteki üç boyutluluk yanılsamasını kazandırmak için yapılan uygulamayı karşılar.




MOTİF


Resimde Bütünü meydana getiren parçalardan her biri, Bir yapıtta yinelenen çizgi ve renklerin her birine verilen ad.




MULAJ


1. Heykel yapımı için alçı ya da metal eriyiğini kalıba dökme işlemi. 2. Herhangi bir nesnenin alçı ya da bal mumu ile kalıbının alınması işlemi. 3. Yukarıdaki işlerin sonucunda elde edilen kalıp.




Müze


Sanat eserlerinin muhafaza edilip sergilendiği mekanlar




MAKET


Var olan ya da tasarlanan bir yapıtın tümünün ya da bir bölümünün ya da bir yapı elemanının, ölçekle küçültülerek ya da büyültülerek yapılan üç boyutlu temsili modeli.




MONOKROMİ


Bütün görsel sanatlar ve mimarlıkta tek renklilik. Yalnızca siyah ve çeşitli gri tonları kullanılarak yapılabileceği gibi, aynı rengin tonlarıyla da gerçekleştirilebilir. Polikromi (çok renklilik) sözcüğünün karşıt anlamlısıdır.





N

NAİF RESİM


Herhangi bir mesleki eğitim görmemiş ressamlarca üretilen ve çocuksu bir betimleme anlayışını yansıtan resim sanatı ürünleri. Naif resim perspektifin kuralların yadsıyışı ve çocuksu anlatımı dışında genel üslup özellikleri göstermez. Naif ressamlarca geliştirilen teknik ve üsluplar, hemen daima kişisel niteliktedir. Bunlarda çoğu kez büyük bir ayrıntı zenginliği gözlemlenir. Dış gerçekliği akademikleşmiş yanılsama teknikleriyle değil de, adeta “masum bir gözle” algılayıp betimlemeleri açısından sanatsal değer taşırlar. 19. yüzyılın ikinci yarısında beliren Naif Resim’ in en tanınmış ustaları H. Rousseau ve G. Moses’dir.




Natürmot


Cansız doğa resmi , dalından koparılan meyva, çiçek,natürmortun konusu 0labilir. Resimde kullanılacak eşyalar sıralanırken, hoş bir uyum yaratılacak şekilde sıralanır. Resme başlayanlar için uygun bir resim konusudur. Renk, leke, çizgi, ritm,ı şık-gölge gibi konuları kavramak açısından çalışılması gereklidir




Neft yağı


Yağlıboya inceltmek , fırçaları temizlemek için kullanılan yağ





Çıplak kadın resmi




Nüans


Renk derecesi




Nötr renk


Tarafsız, kendi özelliğini kaybetmiş renk




NONFİGÜRATİF SANAT


Resim ve heykelde, gerçek varlık ve nesnelere gönderme yapan betileri kullanmayan sanat anlayışı. Nonfigüratif sanatta betiler gerçek birer nesne ya da varlık olarak tanınamazlar. Onlar yalnızca sanatsal gerçeklik düzleminde var olurlar. “Non-figüratif sanat” sözcükleri günümüzde artık sanat yazını alanında pek kullanılmamaktadır. Sözcük anlamının “betisel olmayan sanat” oluşu nedeniyle, “nonfigüratif” nitelemesi gerçekte bu sanat anlayışını tam olarak anlatamamaktadır. Hangi anlayışta üretilirlerse üretilsinler, tüm resim ve heykel yapıtları betisel niteliktedir. Dolayısıyla, ayırıcı ölçüt bu değil, betilerin gerçek varlıklara mı, yoksa sanatçının imgelem dünyasına mı gönderme yaptığıdır. Bundan ötürü, nonfigüratif sanat yerine günümüzde Soyut Sanat terimi yeğlenmektedir.





O-Ö

Özgün


Kendine özgü olan, orjinal




OEUVRE


Fransızca kökenli bu sözcük, bir sanatçının yaşamı boyunca ürettiği tüm yapıtları ifade eder. Türkçede çok seyrek kullanılır.




ORAN


Resimde oranlar ile çok farklı yanılsamalar sağlanabilir.




ÖNE ÇIKARMA


Resmin içindeki bir veya bir kaç öğenin vurgulanması.




ÖZGÜN BASKI


Çeşitli basım teknikleriyle çoğaltılmış resimsel sanat yapıtı. Bir yapıtın özgün baskı sayılabilmesi için çoğaltılmak amacıyla yaratılması gerekir. Örneğin, ünlü tabloların basım yoluyla çoğaltılması (reprodüksiyon) tekniği bir özgün baskı türü değildir. Özgün baskı yapımında her türlü kazı resim tekniği yanında, serigrafi, taşbaskı vs. gibi teknikler de kullanılır.





P

Proporsiyon (Oran)


Resimde yer alacak unsurların birbiriyle ve kendi parçaları arasındaki uzunluk, genişlik ve büyüklük farklılıkları




Pasaj


Geçiş




Paspartu


Yapılan resimleri sergilerken kullanılan, kağıt veya mukavvadan yapılma çerçeve . Bu şekilde renkler daha bir değer kazanır




Plastik sanat


Boşlukta bir yer kaplayan, mimari, heykeltraşlık gibi sanatlar




Palet


Renkli çalışmalarda üzerine boyaların sıkıldığı düz levha




PANORAMA


1. Bir doğal ya da kentsel manzarayı ufka kadar uzanan ve çok geniş bir bakış açısıyla betimleyen resim. 2. Büyük boyutlu panoramaları sergilemek amacıyla inşa edilmiş yapı türü. Silindir biçiminde olan ve ışığı üstten alan bu yapılarda, resim tüm düşey yüzeyleri kesiksiz olarak kaplar ve silindirin tabanında bulunan yükseltilmiş bir platformdan seyredilirdi. Bu türden ilk gösteri 1799′da Paris’te R. Fulton tarafından yapılmış, sonraları, 19. yüzyıl boyunca tüm Avrupa kentlerinde yaygınlaşmıştı. Panorama yapılarında genellikle doğal görüntüler ve savaş sahneleri sergilenirdi.




Pastel


Pastel boyalar da pratik,kolay boyama malzemelerindendir, bu yüzden okullarda da çokça kullanılır. Kapatıcı olması,taşınma kolaylığı, sulu bir malzeme gerektirmemesi her yerde çalışma imkanı sağlar. Bunlar da suluboya da olduğu gibi arap zamkıyla yapılan boyalardır. Zamk miktarına göre sertliği değişir. Yağlı olanları,kuru olanları vardır. Kapatıcıdır. Çizim için kullanacaksak yumuşak olanlarını tercih etmemeliyiz. Pastel renkler doğada pek olmazlar, biraz parlaktırlar doğa ile ilgili çalışmalarda renkleri karıştırarak doğadaki renklere benzetmeye çalışırız




PENTÜR


Bir çok sanat terimi gibi bu kelime de dilimize Fransızcadan geçmiştir . Fransızca Peinture : Boyama resim anlamına geliyor. Pentür resmi dendiğinde yağlıboya çalışması da akla geliyor ama bence bazı sanatçılar pentür dendiğinde biraz daha derin anlamları dile getirmekte . Boyanın ve fırça tuşlarının zeminde yarattığı doku , boyanın izleri , boyayla yüzey üzerinde yapılan artistik çalışmalar gibi




PERSPEKTİF


Üç boyutlu gerçeklikleri iki boyutlu resim düzlemi üzerinde betimleyerek, üçüncü boyut yanılsaması yaratma işine yarayan bir resim ve çizim tekniği. Antikite de bugünkü anlamıyla perspektif tekniği kullanıldığı söylenemezse de, örneğin, Pompei duvar resimlerinde üçüncü boyut verme çabası önemli bir yer tutar. Fakat gerçek perspektifin ancak 15. yüzyılda Rönesans’la birlikte ortaya çıktığı kesindir.




Peyzaj


Manzara resmi , böyle bir resimde yakın plan, uzak plan diye bir çok plan bulunur.Yakındakiler net ve büyük olarak çizilirken uzaklaştıkça ayrıntılar kaybolur. Renkler de uzaklaştıkça silikleşirler. Yakındaki cisimlerin renkleri daha canlıdır. Peyzaj resimlerinde gökyüzü önemli bir unsurdur, resme bir canlılık katar. Resimde gök yüzü veya yer yüzünden biri daha çok yer kaplar.Ufuk çizgisi gözümüzün hizasından geçtiğini düşündüğümüz çizgidir,nereye çıkarsak çıkalım hep gözümüzün hizasından geçer ve paralel bir çizgidir (denizle kara parçalarının birleştiği çizgi) Bunu çizerken kağıdın alt yüzeyine paralel olarak çizmeliyiz. Bu paralel çizgi gözümüzde bir rahatlama da yaratır




PİGMENT


Renkleri meydana getiren moleküller, Her türlü boyanın renk verici ana maddesi.




Primitif sanat


Yazının bulunmasından önceki sanatlar,ilkel sanat




Portre


Başın konu olarak alındığı resim çalışmaları. Portre resmi ile ilgili daha geniş bir bilgi için tıklayınız




Profil


Yandan görünüş




PİTORESK


Estetik etkiyi matematiksel düzen bağıntılarıyla değil de, doğadaki gibi bir rastlantısallıkla elde etmeye çalışan her tür sanatsal tutumu niteler. 18.yy İngiliz bahçe tasarımı Yakınçağ’da pitoresk tutumun ilk örneklerini vermiştir. Bu dönemde doğanın Barok’taki gibi geometrik biçimde düzenlenmesi yadsınıp doğal öğeler kullanılarak “düzenlenmemiş”, “el değmemiş” doğa izlenimi yaratacak bahçeler oluşturulmaya çalışılmıştır. Aynı tutum hemen hemen zamandaş olarak resim sanatında da görülür. Bu anlayıştaki resimler doğayı bir yandan “olduğu gibi” yansıtmaya çabalarken, öte yandan da, onu “yabani” olmaktan uzaklaştırmışlardır. Dolayısıyla, pitoreski Romantizmden bağımsız düşünmek olanaksızdır.




POLİKROMİ


Görsel sanatlar ve mimarlıkta çok renklilik. Özellikle mimarlık alanında rastlanılan bir sözcüktür. Diğer sanatlarda çok büyük ölçüde kullanıldığından, bunların ürünlerini polikromiyle nitelemek pek gerekli olmaz. Buna karşılık mimarlık alanında polikromi ancak bazı çağlar ve üsluplarda görülür. Örneğin Antik Yunan mimarlığı polikromiktir. Bugün yüzyılların aşındırması sonucunda doğal renklerine bürünen tapınaklar gibi önemli kamu yapıları, özgün durumlarında renkli bir dış dekorasyona sahiptirler.




POLİPTİK


1. Avrupa sanatında üçten fazla sayıda birbirine bitişik resim levhasını içeren dinsel içerikli sanat yapıtlarına verilen genel ad. Bu tür yapıtlar genellikle kiliselerin sunak bölümlerine yerleştirildi. Rönesans’tan sonra poliptik yapılmamıştır. 2. Antik Roma’da üzerine yazı yazmak için kullanılan, birbirine bağlı, katlanabilir ikiden fazla levhayı içeren ahşap tablet. 3. Erken Ortaçağ’da Batı Avrupa manastırlarının emlak ve gelirlerinin kaydedildiği defter.




POŞAT


Türkçede çok seyrek kullanılan sözcük Fransızca “Pochade” den kaynaklanır. Doğrudan doğruya doğa içinde yapılan renkli yağlıboya küçük resim eskizi anlamındadır.





R

Rakursi


Daha çok oturan, hareket eden figürlerde bazı parçaların olduğundan kısa görünmesi




Refle


Yansıyan ışıkların gölgeler üzerinde yaptığı aydınlıktır.Işıktan daima koyudur




Renk


Işığın bir cisme çarptıktan sonra gözümüzde bıraktığı etkiye denir. Cisme çarpan yedi renkten biri yansır diğerleri cisim tarafından emilir biz cismi yansıyan renkte görürürüz. Üç temel renk vardır: kırmızı, mavi ve sarı. Siyah renk değildir; çünkü üzerinde ışığın yansıyabileceği boya yoktur. Beyaz ise gökkuşağındaki tüm renklerin yutulmasından kaynaklanır.




Renk çemberi


Ana renkleri, zıt renkleri, sıcak ve soğuk renkleri gösteren çember




READY-MADE


Bir sanat yapıtı olarak benzerleri arasından seçilip değerlendirilmiş, üzerinde bir değişiklik yapılmaksızın kullanılmış ya da üzerindeki değişiklik sadece üretimi sırasındaki rastlantılara bağlı olarak ortaya çıkmış endüstri ürünü obje. İlk kez Dada Akımı’nın ünlü beyni M. Duchamp tarafından öne sürülmüştür. Gerçekte, bir sanat yapıtı olmaktan çok, sanat alanındaki geleneksel yaratma yöntemlerine bir eleştiri olarak yorumlanabilir.




Renk perspektifi


Gözden uzaklaştıkça renklerin silik, soluk görünmesi




Resim Akımları


Sanat tarihi içindeki belli başlı sanat akımları ile ilgili bilgi almak için tıklayınız




Resim Fırçaları


Boyayı resim yapacağımız zemine aktaracağımız malzemelerdir. Kullanıldığı yere ve hangi malzemeden yapıldığına göre farklılıklar gösterir. Bir çok hayvan kılından yapılabilmektedir.Samur,Firavun faresi, Sincap, keçi, at, domuz,ve sentetik kılardan yapılmaktadır.En kalitelisi Samur fırçalardır,yumuşak olup, ıslanıldığında uçları istediğimiz kalınlıkta çizgi çekmemize imkan verir.Bunların da sahtesi vardır, üzerlerinde samur yazar ama ilgisi yoktur. Son yıllarda sentetik olarak samur fırçalar piyasa da bulunmakta. Ve bilmeyenlere hakiki samur diye satılabilmektedir. (Hakiki samur daha koyudur) Sincap kılıda samur gibi yumuşaktır, bu yumuşak fırçalar suluboya gibi malzemelerde özellikle gereklidir.Yaplıboya çalışmalarında yumuşak ve sert kıllı fırçalar kullanılabilinir. Fırça alırken ; fırçayı ıslattığınızda ucu nokta gibi birleşiyorsa alın. Fırçaları korumak da önemlidir, hangi malzeme olursa olsun fırçalar sabunlu su ile yıkanmalı, su kabının ve incelticinin içinde bırakılmamalıdır (şekli değişir) .Bir de kullanırken özellikle yeni başlayanlar bunu yapar,ucunu kullanmak yerine sertçe tüm fırçayı sürterler, fırçalar çabuk aşınır




Resim Kalemleri


Kalemler üç çeşittir; 1-B grubu kalemler 2-H grubu kalemler 3-HB grubu kalemler. Bu kalemlerin kullanıldıkları yerler de farklıdır. Harfler kalemlerin arka tarafında belirtilir. B-Grubu kalemler; Resim kalemleridir, yumuşak kalemlerdir, yumuşaklığının derecesi harfin yanındaki rakamla belli olur. (2B-3B,4B,5 B,6 B, 7,B gibi) Rakam arttıkça yumuşaklık artar, yeni resme başlayanlar için 4B ile 6.B arası normaldir. Bazen resim kalemi alırken de yanılanlar olabilir; çoğunlukla bu kalemler koyu yeşil bir renktedir, Harfe değil de renge bakarak alırsanız yanılabilirsiniz sert kalemlerde (H grubu) aynı renkte oluyorlar. Bazen satıcılar da resim kalemi istenildiğinde bilerek veya bilmeyerek sert kalemlerden verebiliyorlar. Sert kalemler de rakam büyüdükçe serlik artar, bunlar daha çok Grafik ve çizim çalışmalarında kullanılırlar, izleri fazla belli olmaz çünkü. HB kalemler orta sertlikte yazı kalemleridir , bunların yanında rakam yoktur




Renkli Boya kalemleri


Değişik renklerde kalemlerdir,çizim aracı olarak veya doğadan yapılan etütlerde yararlı malzemelerdir.Bu kalemlerde Renkleri karıştırmak biraz zor olduğu için çok çeşitli tonlarda ve renklerde bulunurlar.Kullanım kolaylığı,taşınma rahatlığı eskizlerde,resimle not almalarda iyi imkanlar sunar.Bunlar da diğer boyalı malzemelerde olduğu gibi içlerindeki pigmentlere göre kalite,kalitedir




RÖPRODÜKSİYON


Bir resmin aslına uygun kopyası ,bu fotoğraf olarak çoğaltma olabildiği gibi bir resme bakarak yapılan kopya da olabilir.Ressamları tanımak, bazı resim akımlarını tanımakionların sanatından yararlanmak açısından önemlidirler.Bir sanat ürününün, özellikle resmin çoğaltılması. Bu işlem genellikle basım yöntemleri kullanılarak yapılır. Bir sanat eserinin bu anlamda çoğaltılması ve röprodüksiyon sayılabilmesi için, özgün yapıtın gerçekte tek nüsha olarak yapılmış olması gerekir. Röprodüksiyonu kopyadan ayıran özellik, onun taklit olmayıp, yalnızca özgün yapıtın özgün tekniği dışında bir teknikle yeniden üretilmesidir.




Rütuş


Çalışma bittikten sonra yapılan düzeltmeler , yerinde ve kararında yapılırsa çalışmanın daha güzel görünmesini sağlar




Ritm


Şekillerin belirli aralıklarla tekrarı (ağacın dallarında yapraklar, gökyüzünde bulutlar gibi) . Müzikte de benzer şekildedir. Gözle görülebilir devamlı biçimlerin tekrarı ile elde edilen akıcılık veya devamlılık. Ölçülü vurguların kullanılması. Renkler, motifler veya fırça ve/veya spatul darbeleri ile yakalanan müzikaliteler.




RESİM DÜZLEMİ


Resim sanatında üç boyutlu nesne ve varlıkların iki boyutlu olarak üzerinde betimlendiği düzlem. Kullanımı tüm uygarlık ve üsluplarda farklıdır. Örneğin Rönesans ve sonrasında Modernizmin başlangıcına dek, Avrupa resim sanatını nesnelerden sanatçının gözüne gelen ışınların kestiği saydam bir düzlem olarak değerlendirmiştir. Bu anlamıyla resim düzlemi sanatçının gördüğünü, “gördüğü biçimde” resmetmesini sağlayan bir araçtır. Oysa diğer toplumların resim sanatlarında resim düzlemi ancak varsayımsal bir gerçeklik taşır. Batı sanatında “resmetmenin aracı” olan resim düzlemi, diğer toplumlar için “resmin amacı”dır. Gerçekler izdüşümüyle onun üzerine saptanmaz; tam tersine, gerçekleştirilmek istenen şey, betileri onun üzerinde amaçlanan etkiyi verecek biçimde kompoze etmektir. Dolayısıyla, nesnelerin gerçekte nasıl göründükleri değil, resim düzlemi üzerinde nasıl düzenlendikleri sorunu ağırlık taşır. Örneğin, Türk resim sanatı bu anlayışla çalışmıştır.




RESİMSİ


İlk kez ünlü İsviçreli sanat tarihçisi Wöfflin tarafından ortaya atılan ve resim sanatı tarihinde görülen iki karşıt anlayıştan birini anlatmak için kullanılan bir terim. Almanca olan özgün biçimi “malerisch”tir. Rönesans’ta rastlanan kesin konturla sınırlanmış resimsel betiler yapma anlayışına karşıt olarak, Barok’ta betilerin oluşturulmasında çizgi ağırlık taşımaz; renk nüansları ve tonlarla ışık – gölge düzeni betiyi var eden ana öğelerdir. Bu resmetme anlayışı “resimsi” olarak nitelenir.





Retrospektif, “geriye bakış” anlamına gelir. “Retrospektif Sergiler” ise bir sanatçının sanat yaşamı boyunca gerçekleştirdiği yapıtlardan örneklerin irdelendiği ve değerlendirildiği toplu sergilemeler için kullanılan bir terimdir.





S-Ş

Sanat


İnsanın duygu ve düşüncelerini değişik araçlarla başkalarına aktarma faaliyetidir. Dört grupta toplayabiliriz. a) Görsel Sanatlar: Resim, Fotoğraf(yüzey sanatları) – Heykel,mimari (hacim sanatları) b) Fonetik sanatlar: Müzik, Edebiyat c) Dramatik sanatlar: Tiyatro, opera d) El sanatları




Sanat tarihi


Geçmişten günümüze kadar ortaya çıkmış sanat tarzlarını, türlerini, ortaya çıkış sebeplerini, gelişmelerini , toplumları etkileyişlerini inceleyen bilim dalı




Siluet


Bir cismin leke şeklinde görünüşü




Stilize


Konunun özelliğini bozmadan sadeleştirme




SFUMATO TEKNİĞİ


Yumuşak gölge tekniği , ilk kez Leanorda da Vinci’nin kullandığı bir teknik, Mona Lisa’da bu çok açık görülüyor. Gizemli bir gülümseme, ellerin canlılığı bu teknikle başarılmıştır.Resim ya da çizimde, renk ve tonlar arasında yumuşak geçişleri sağlayan gölgeleme yöntemi. İlk kez Leonardo da Vinci tarafından uygulanan bu yöntem, çoğu kez aydınlık alanlardan karanlık alanlara geçişlerde kullanılır. Bu tekniğin geliştirilmesiyle 15. yüzyılın keskin dış çizgili biçimleri belli bir yumuşaklık kazanmıştır.




Suluboya


Kendine özgü boya ve kağıtlarla sulu olarak çalışılan bir tekniktir. Bu boyaların özelliği şeffaf olmalarıdır, alttaki boyanın veya kağıdın rengini yansıtırlar. Suluboyada kapatıcı olduğu için beyaz boya kullanılmaz, beyaz kağıdın beyazlığından yararlanılarak elde edilir




Suluboyalar


Boyalar ,pigmentlerin tutkalla karışmasıyla olurlar, kaliteli boyalarda içine değişik malzemeler de katılmakta. Bu yapıştırıcılar boyanın kağıt üzerine tutunmasını sağlarlar. Suluboyanın yapıştırıcısı arap zamkıdır, bu zamk suluboyaya seffaflık sağlar. Zamk çok olursa suluboya çabuk kurur(tablet halinde satılanlar böyledir. Zamk miktarı biraz azaltılırsa daha geç kuruyan tüp içinde satılan boyalar oluşur. Son zamanlarda satılan köşeli kuru tabletler daha kalitelidir ve tek tek de satılabilmektedir




Soyut Resim


Sanatçının renk, çizgi, leke, ritm vs öğelerle oluşturduğu resim çalışmalarıdır. Soyut resim yapan sanatçılar, doğaya bakmazlar iç dünyalarında yaşadıkları coşkuyu, hüznü,müziği resim elemanlarıyla anlatırlar. Soyut resim klasik müzik gibidir; onda da inişler, çıkışlar, korkular, hüzünler notaların değişik şekillerde kullanılması ile verilir. Hatta müzikteki bir çok kavram resim sanatıyla ortaktır. Nüans, armoni, kontrast vs gibi




Şövale


Resim sehpası , bir çok çeşidi vardır. Kullanıldığı yere göre değişik özellikler vardır. Suluboyalar için masa üzerine konanlar, portatif olup katlananlar gibi. Dışarda resim yaparken kullanılacak olanlar hafif olmalı, portatif olup taşınması kolay olmalıdır. Atölyelerde ağır, taşınması biraz zor olan sehpalar vardır. Malzemesi sağlam ve hafif olmalı, son zamanlarda metalik olanlar da kullanılmaktadır .Yağlıboya çalışmalarında özellikle gerekli olan bir malzemedir. Basit olarak evinizde kendiniz de yapabilirsiniz




SALON


Fransız Krallık Resim ve Heykel Akademisi üyelerinin sergilerine verilen ad. Sözcük bu sergilerin Louvre’daki Apollon Salonu’nda açılmasından kaynaklanmaktadır. Sergi 1737′den Fransız Devrimi’ne kadar iki yılda bir, daha sonra ise, yılda bir açıldı. Akademizmin katı kurallarına bağlılığından ötürü, ileri sanatsal çabaları reddetmesi yoğun tepkilere neden olunca, 1863′te salona alınmayan sanatçılar için III. Napoleon’un buyruğuyla ayrı bir Salon des Refusés açıldı. 1881′de yeniden örgütlenen salon, hala yeni ve ilerici eğilimlere karşıt tutumunu sürdürmektedir.




SHADE


Bir rengi daha koyu yapmak için siyah eklenir ise, ortaya çıkan renge “shade” denir.




SICAK


Bazı renkler bize sıcak şeyleri anımsatırlar, kırmızılar gibi. Kırmızılardan ve sarılardan elde edilen renkler- toprak tonlarında olduğu gibi güçlerini yitirseler de- sıcak renklerdirler.




SİNKRETİZM


1. Aynı sanat yapıtı üzerinde farklı anlayış, üslup ya da akımların sentezleşmemiş nitelikte bir bütün olarak yer almaları durumu. 2. Bir ülkede sanatsal yaratımın henüz sentezine ulaşamamış, dolayısıyla, farklı odakların etkilerini seçilebilir biçimde yansıtması durumu.




SİMETRİ, ASİMETRİ


Simetri, parçaların orta eksenin iki yanında, biçimlerin, motiflerin ve renklerin eş-deş olacakları biçimde düzenlenmeleri sonucunda har iki yarımın birbirinin yansıması olmasıdır. Asimetri ise, orta çizgi ile bölünen karşıt yanların parçalarının eş-deş olmadığı bir düzenlemedir.




SOĞUK


Bazı renkler bize soğuk olan şeyleri anımsatırlar; buz grileri veya teskin edici maviler gibi. Her renk beyaz katılarak daha “cool” yapılabilir.




SPATULA


İspaula / Bir yüzeye boya, macun, alçı sürmek ve bunları ezerek yaymak amacıyla kullanılan enli ve çelik ağızlı ve tahta saplı alet.





T

Tayf


Gözün görebildiği renklerin hepsine birden tayf denir




Tempera


Tutkallı su ve boyalarla yapılan resim




Tasarım


Kompozisyon




Taslak


Sonradan çalışılmak üzere bir resmin önceden hazırlanan hali




TON


Işık ve gölge arasındaki bütün kademelere ton denir. (Koyu,orta,açık). Boyalı bir cismin planlarının aydınlık ve karanlık dereceleri. Nesnelerin çeşitli bölgeleri birbirleriyle karşılaştırıldıklarında, aralarındaki açıklık ve koyuluk farklarına ton denir.




Tuval


Yağlıboya resim yapmakta kullanılan, özel olarak hazırlanmış bez. Tuval çerçeve şeklindeki ahşap malzemenin üzerine bez gererek oluşturulur. Piyasada kırtasiyecilerde çok çeşitli boylarda ve kalitede tuval bulunur. Ahşap malzemeyi (çerçeveyi) bazı kişiler evde yapabilirler ama daha düzgün bir tuval için marangoza başvurmak gerekir. Köşelerin 90 derece olması önemlidir,beze bakan kısmı biraz eğik yapılmalıdır;boyaların çerçeveye değmemesi için. Genel olarak ölçüler belirli bir oranda standar üzeredir. 25x35 35x50 50x70 70x100 v.s




TERRACOTTA


Her tür pişmiş topraktan yapılmış kullanım eşyasının genel adı. Tuğla, kiremit gibi kaba yapı malzemeleri pişmiş toprak ya da keramik sayıldıkları halde, terracotta değildirler.




TERS PERSPEKTİF


Resim sanatında kaçış noktasının, betilerin ardında ve ufuk çizgisi üzerinde değil, betilerle seyirci arasında yer aldığı perspektif türü. Böyle bir perspektifte betilerin seyirciye göre daha uzakta olan kesimleri küçük görüneceklerine, aksine daha irileşirler. Bu nedenle betimlenen nesneler gerçektekinin tam tersi bir görünümde resmedilmişlerdir. Ters perspektif Ortaçağ boyunca hem Batı, hem de Doğu sanatında egemen olmuştur. Batı’da Rönesans’la birlikte ortadan kalkar.




TİNT


Bir renge onu daha açık yapmak için beyaz eklendiğinde ortaya çıkan renk bir “tint”tir.
TİPOGRAFİK BASKI: Tipografik baskı tekniğinde; fotoğraf, illüstrasyon, yazı, sembol vb. görsel unsurlar için “klişe” adı verilen ve genellikle çinko, magnezyum ya da bakırdan üretilen kalıplar kullanılır.




TİPOLOJİ


Bir sanat dalında ya da onun belirli bir alanındaki tüm yapıtların ya da yapıtı oluşturan tek tek öğelerin incelenerek, tiplerin belirlenip gerçek örneklerin bunlara göre sınıflanması işlemi. Örneğin, resim sanatında tüm Rönesans Madonna’larının bir tipolojisi yapılabileceği gibi, mimarlıkta da Mardin konutlarının pencere tipolojisi oluşturulabilir.




TOPLUMSAL ÇERÇEVE, KAPSAM, BAĞLAM


Bir yapıtın içinde gerçekleştirildiği sosyal veya tarihsel ortam. Tüm sanatçılar etkileşim içinde oldukları değerleri ve gelenekleri olan sosyal çevrelerde çalışırlar. Bir sanat yapıtının içinde gerçekleştirildiği koşullar üzerine düşünmek üç açıdan önemlidir. İlki , onu gerçekleştiren sanatçı veya içinde yaratıldığı kültür hakkında bilgi edinmemizi sağlamasıdır. İkinci olarak gözden kaçırmamız gereken bir nokta, bir yapıta baktığımızda veya ondan bir şeyler öğrendiğimizde, bunların içinde yaşadığımız zaman, deneyimlerimiz ve inançlarımız nedeniyle önyargılı olabileceğinin bilincine varmaktır. Bizim yorumumuz, resmin yaratıldığı devirdeki yorumdan oldukça farklı olabilir. Üçüncü olarak, bir yapıtın bir kitapta yer alan imgesinin, gerçekleştirildiği yapı içerisinde olduğundan da, halkın izlemesi için konduğu müzeden de farklı algılanacağıdır. Bir sanat eserinin içinde yer aldığı güncel kapsam da bizim onun hakkında ne düşündüğümüz üzerinde belirleyici olabilir.




TOPOGRAFİK SANAT


Doğada büyük boyutlu topografik değişiklikler yaparak yapıtlar oluşturmaya yönelen sanat dalı. Topografik sanatçılar, genellikle inşaat makineleri kullanarak, yapay yeryüzü şekilleri yaratmaya çalışırlar. 1960′larda beliren topografik sanat, özellikle ABD’de izleyiciler bulmuştur.




TOPRAK BOYA


Renkli taş ya da toprağın öğütülmesiyle elde edilen doğal boya. Maden oksitlerini içerir. Günümüzde sentetik boyaların belirişi sonucunda artık pek kullanılmamaktadır.




TORSO


Kollar, bacaklar ve baş dışında kalan insan gövdesinin heykeli.




TRİPTİK


Birbirine menteşeli üç ahşap levhadan oluşan Avrupa resim sanatı ürünü. Genellikle, kilisede sunağın üzerinde yer almış ve ikonografik sahnelerle bezenmiştir.




TROMPE-L’ OEI


Bir düzlem üzerinde sanat içeriği olan resimsel bir etki amaçlamaksızın, gerçeklik izlenimi vermeye çalışan her tür çizim, boyama vs. En basit trompe-l’ oeil örneği olarak, sağır bir duvar üzerine yapılmış gerçek boyutlarında bir kapı resmi verilebilir. Böyle bir durumda resim yapma etkinliği tümüyle bir yanılsama yaratma işine indirgenmiş olmaktadır.




TUŞ


Yağlıboya resimde fırça darbesiyle yüzey üzerinde oluşan boya lekesi. İzlenimci resme dek ressamlar tuşların görülebilir olmasından özellikle kaçınmış ve homojen yüzeyler elde etmeyi amaçlamışlardır. İzlenimci resim ise, aksine, büyük oranda tuşların fark edilebilir nitelikte bırakılması tekniğini yeğlemiştir. Tuş kullanımının daha ön plana çıktığı bir resim akımı ise Taşizm’dir.





U-Ü

Üslup


Sanatçının kendine özgü anlatış biçimi. 1-Kişisel üslup: Sanatçıya özgü üslup 2-Kollektif üslup: Bir devre veya döneme ait üslup. Van Gogh’un resmini görür görmez tanırız, Onu van Gogh yapan kendine özgü bir üslubu olmasıdır. Aynı zamanda resimlerinde Neo Emrpesyonist ve Ekspresyonist özellikleri de görürüz




URNA


Antik Roma’da taş, pişmiş toprak ya da tunçtan yapılan vazoya benzer kapaklı veya kapaksız kap. Sıvıların konulması için kullanıldıkları gibi, ölülerin küllerinin korunması amacına da hizmet ederlerdi. Ölülerin küllerinin içine konduğu urnalar üzerinde bir yazıt yeri bulunur ve buraya ölünün adı yazılırdı. Urnaların bezemeli ya da sade olanları vardır.




UYGULAMA SÜRECİ/ İCRA


Yapıtın gerçekleştirilmesinin özellikleri, ayrıntıları, verileri.




UYUM


Bütünü meydana getiren ilgili öğelerin/parçaların kendi aralarındaki iletişimi. W.Kandinsky’e göre : “Armoni, kompozisyondur.” Müzikten ödünç alınan bu terim, resim unsurlarının tatmin edici veya hoşa gidecek biçimde düzenlendiği duygusunu dile getirir.





V-W

VALÖR


Bir tonun göreceli şiddeti veya bir tona ait kuvvet. Bir tondaki ışık ve gölgelerin derecesinin getirdiği fark. Renklerin içlerindeki siyah ve beyaz ile ilgilerinden doğan koyu-açık farklarına, değerlerine renklerin valörleri denir.




VEDUTA


İtalyancada “görünüm” anlamına gelen sözcük, büyük ölçüde gerçeğe dayanılarak yapılan ayrıntılı kent resimleri, çizimleri ve oymabaskıları için kullanılır. Gerçeğe dayanmayan düşsel örnekler, “veduta ideata” ya da “capriccio” olarak anılır. İlk vedutalar büyük olasılıkla, Flaman manzara ressamı Paul Brill gibi İtalya’da çalışan kuzeyli ressamlar tarafından yapılmıştı. Ancak bu türün en başarılı ustaları Venedikli sanatçılardır. Bunların içinde en ünlüsü olan Canaletto, Venedik’in tarihsel yapılarını gerçeğe son derece uygun betimlemiştir. Guardi ailesinden Francesco Guardi, babası Domenico ve ağabeyi Gianantonio da çok sayıda Venedik görünümü yapmışlardır. Francesco özellikle Caneletto’dan etkilenmiş, ama ondan daha özgür bir anlatım geliştirmiştir. Özellikle yapı kalıntılarını betimleyen Giovanni Pannini de önemli bir veduta ustasıydı. Bu türü oymabaskıya uygulayan sanatçıların başında gene 1941′de bir dizi aside yedirme baskı yapan Canaletto gelir. Mimar, arkeolog ve oymabaskı ustası PİRANESİ ise Roma’yı betimlediği veduta baskılarıyla tanınır. Çoğu düşsel olan bu dizideki görünümler, belli ölçek farklılıkları ve eklemelere karşın epeyce gerçekçidir. Düşsel veduta örnekleri arasında Canaletto’nun “Düklük Sarayı”yla San Pietro Kilisesi kubbesini aynı kompozisyonda ele aldığı çizimi ile William Marlow’un Londra’daki St. Paul Katedrali, Venedik’teki “Büyük Kanal’la Birlikte” adlı yapıtı sayılabilir.





Y

YANILSAMA


Resim sanatına özgü bir terim olan yanılsama, resimsel yapıtta yer alan betilerin gerçek dünyadaki nesne ve gerçeklikler olarak tanınabilmesi anlamına gelir. Betiler gerçeklikle gönderme yapan sanatsal öğelerdir; onları gönderme yaptıkları gerçeklikler olarak kavramak ancak yanılsamanın varlığı halinde olanaklıdır. Dolayısıyla, yanılsama gerçekliğin sanat yapıtında “yeniden üretilmesi” demektir ve çoğunlukla üç boyutlu olan gerçek varlıkların iki boyutlu bir yüzey üzerinde betimlenebilmesini sağlar. Bu amaçla perspektif, ışık – gölge ve modele gibi yanılsama teknikleri kullanılır. Bu teknikleri hiç ya da pek az kullanan ve dolayısıyla, resim düzleminin iki boyutlu olduğu gerçeğini aşmaya çalışmayan toplum ve çağların sanatlarında yanılsamadan söz edilemez.





Z

Zıt renkler(Kontrast)


Yanyana kullanıldıklarında birbirini değerlendiren, kuvvetlendiren renkler




ZEMİN


Resim sanatında genel olarak PANO, TUVAL ya da benzeri bir zemin anlamında kullanılsa da teknik açıdan zeminin boyaya hazırlanmasıdır. Amaç, boya ile zemini ayırarak emiciliğini azaltmak ve boyaların parlaklığını sağlamaktır. Astarla karıştırılmaması gereken zeminin hazırlanmasında farklı malzemeler kullanılır. Floransalı ressam ve sanat tarihçisi Cennino Cennini’ye göre, kimi zaman deri ya da tuvalle kaplanan panonun üstüne zemin olarak hayvansal kökenli tutkalla karıştırılmış alçı BAĞLAYICI olarak kullanılırdı. Ancak bu malzeme esnek olmadığından tuvale uygun değildi. 8. ya da 10. yy’da yaşadığı düşünülen Heraclius, teknikleri anlattığı “De coloribus et artibus Romanorum” (Resimde Eski Uygulamalar: British Museum, Sloane 1754) adlı yapıtında, tuvalin önce şeker nişasta karışımı bir yapışkanla kaplandığını, üstüne de ince bir kat gesso sürüldüğünü belirtmiştir. İtalya’da kullanılan bir başka yöntemdeyse gesso’ya sabun ve bal eklendiği bilinir. 17.yy’da sanatçıların zemin olarak bitkisel zamk üstüne yağlı bir malzeme sürdükleri ve çabuk kuruması için içine doğal kurşun oksit kattıkları belirtilmektedir. Ancak bu yöntemin çok dayanıklı olmadığı görülünce alçı taşıyla tutkal karışımı bir zemin yeğlenmiştir. Pergamonlu hekim Galenos 2.yy’da beyaz alçı zeminin yansımasını azaltmak için hafif renkli sırların kullanıldığından söz eder. Benzer bir uygulama ortaçağ sonuyla RÖNESANS başında da kullanılmış; birçok sanatçı zemin üstüne “imprimatura” olarak bilinen toprak rengi saydam bir sır (astar) çekmiştir.





Q

QUADRATURA


Bir yapıda tavan ya da duvar üzerine resmedilerek, içinde yer aldığı mekanın devam ettiği yanılsamasını yaratan resim. Özellikle Barok iç mekan düzenlemelerinde çok sık biçimde uygulanmıştır. Örneğin bir duvar boyunca uzanan gerçek boyutlarda bir mimari iç mekan perspektifi quadratura sayılır.





0

Site Eylemleri

Üye İşlemleri

Hakkımızda

Politika ve Kurallar

Yardımcı Linkler